
Milli Koruma Kanunu ile gelen simit yasağı :
2. Dünya Savaşı’nın yaratmış olduğu ekonomik daralma ve piyasalarda oluşan karaborsa, kıtlık ve tefecilik gibi nedenlerle Ocak 1940’da bir kanun çıkarıldı. Bu kanunun çıkarılmasındaki en büyük etken 1 milyondan fazla gencin zorunlu olarak askere alınmasıyla tarım işçiliğinin bitmesi ve üretimin neredeyse durma noktasına gelmesiydi. Stoklardaki ve az sayıda üretim yapan çiftçilerin elindeki hububatların büyük miktarı orduya tahsis ediliyordu. Dolayısıyla piyasada hububat ve un sıkıntısı vardı. Bu nedenle çıkarılan kanun gereği devlet fiyatları belirlemede tek söz sahibi olmuştu. Hatta ürünlere el koyma, toplama ve zorunlu çalıştırma gibi haklara sahip olmuştu.
İşte bu yıllarda kurulan “Fiyat Kontrol Komisyonu” ekmek, şeker gibi temel gıda maddelerine denetim getirmişti. Özellikle ekmeğin fiyatını düşük tutmak için tek tip ekmek üretimini de zorunlu kılmıştı. Zira o yıllarda ekmek sıkıntısı vardı. Her hanenin ekmek ihtiyacı belirleniyor ve ona göre ekmek çıkarılıyordu. Hatta undan ekmek, simit, makarna, şehriye ve bisküvi dışında başka bir ürün yapılmaması zorunlu kılındı. Pasta, tatlı gibi lüks sayılan ürünlere yasak gelmişti. Ancak bu önlemler de sıkıntıyı aşmaya yetmeyince 1941 yılında İstanbul, Ankara ve İzmir’de ekmek karneye bağlandı. Hatta ziyan olmasın diye ekmekler bayat satılmaya başlandı ve ek kararname ile de ekmek ve makarna dışında tüm unlu mamuller yasaklandı. Artık üç büyük kent simitsiz, pastasız ve bisküvisizdi. Gerçi bazı fırınlar gizlice simit üretiyordu ama sayıları çok azdı. Simidin yeniden çıkarılması için 1942 yılı beklenecekti.
600 yıllık geçmişi olan simit üretimi, buğdayın memleketi olan Türkiye’de maalesef 2. Dünya Savaşı döneminde kaynakların tamamen savunmaya ayrılması nedeniyle yapılamadı.
Kısa süren bu yasak, tarihimizin az bilinen ilginç gerçekleri arasında yer almaktadır.